Genel Sekreterimiz Talat Yavuz, özel sektör öğretmenlerinin yetki, sorumluluk ve ceza denildiğinde devlet memuru gibi işleme tabi tutulmalarının, özlük hakları söz konusu olduğunda iş güvencesi sağlamayan bir hukuki statüye tabi olmalarının kabul edilmez olduğunu vurgulayarak, “Özel sektör öğretmenlerinin sendikal haklarını kullanmasını sağlayan, mesleğin itibarını koruma imkânı veren müstakil bir sendika kanunu çıkarılmalıdır” dedi.
“Özel Sektör Öğretmenlerinin Yaşadığı Sorunlar” toplantısı, Genel Sekreterimiz Talat Yavuz,Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Ziya Kürşat Babayiğit, ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yönetimi, sendika ve konfederasyonların yöneticileri ve işveren dernekleri temsilcilerinin katılımıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapıldı.
Bugün insanlığın yeniden ortak değerlere, erdeme, ahlaka, vicdana ve değerlerle örülmüş güvenliğe ihtiyacı vardır
Özel öğretim kurumlarında yaşanan sorunların ele alındığı, özel sektör öğretmenlerinin sorunlarına çözüm bulunması, eğitim alanında krizin derinleşmesinin önüne geçilmesi için öğretmenlerin çalışma hayatının düzenlenmesi gerektiği ifade edilen toplantıda konuşan Talat Yavuz, günümüzde nitelikli eğitimin, insanların mutluluğu, ülkelerin geleceği ve insan neslinin devamı adına stratejik öneme sahip olduğunu söyledi.
Uluslararası sistemin çöktüğünü belirten Yavuz, “Dijital terör, savaşlar, zorunlu göçler, salgın hastalıklar, ekonomik buhranlar, ticaret savaşları, sapkın akımlar, uyuşturucu ve haydut devlet anlayışı insanlığın geleceğini tehdit etmektedir. Bugün insanlığın yeniden ortak değerlere, erdeme, ahlaka, vicdana ve değerlerle örülmüş güvenliğe ihtiyacı vardır. İnsanlığı bunalımdan çıkaracak, ortak değerler etrafında yeniden toplayacak ortamı da ancak ve ancak eğitimle inşa edebiliriz. Eğitimde başarının anahtarı öğretmendir. Öğretmenlerin ekonomik durumları, çalışma şartları ve işinin başına sorunlarından arınmış bir şekilde gidebilmeleri başarı için önem arz etmektedir” diye konuştu.
Eğitimin olmazsa olmaz şartının güven olduğunu kaydeden Yavuz, “Güvenin olmadığı, hele hele iş güvencesinin bulunmadığı özel eğitim ve öğretim kurumlarında verilen hizmete doğru ve nitelikli demek mümkün değildir” şeklinde konuştu.

Yaklaşık 200 bin öğretmenin görev yaptığı özel okulların, devlet okulları kadar kıymet gördüğünü ve sistemin önemli bir unsuru hâline geldiğini kaydeden Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle eğitim sisteminin sınav odaklı yapısı ve kademeler arası geçişte sınavın temel belirleyici unsur olması, 1990’lı yılların sonundan itibaren, özel okul ve dershanelere yönelik büyük bir talep artışını beraberinde getirmiştir. Ülkemizde özel okullar, istikrarsız piyasa şartlarından etkilenmiş ve çoğu zaman da bedeli öğretmenler ödemek zorunda kalmıştır.”
Özel okullardaki yönetici ve öğretmenlerin, çalıştırılma şartları ve çalışma ilişkileri bakımından, resmî eğitim kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerle aynı hukukiniteliklere sahip olduğunu dile getiren Yavuz, bu bağlamda, özel okullardaki yönetici ve öğretmenlerin, resmî eğitim kurumlarında çalışan meslektaşlarıyla eşit şartlarda çalışmasınınve aynı özlük haklarına sahip olmasının, her çocuğun nitelikli eğitime erişimi için elzem olduğunu vurguladı.
Yavuz, günümüzde özel okullarda çalışan öğretmenlerin çoğunlukla iş güvencesinden yoksun, tanımsız mesai saatlerine tabi, kimi zaman asgari ücretin altında maaşlarla çalıştığına işaret ederek, “Maaş ve tazminatlarını alamama riskiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bir yıllık yazılı sözleşmelerle, yıllarca aynı işveren için çalışmalarına rağmen, kıdem ve ihbar tazminatı haklarına sahip olamamaktadırlar. Örgütlenme haklarını kullanamıyorlar” ifadelerini kullandı.
1965 tarihli eski Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda yer alan “öğretmen ücret ve ek ödemelerinin kamuda çalışan öğretmenlerden daha az olamayacağı”, “geciktirilen ödemelerin gün başına yüzde 1 zamlı ödenmesi”, “öğretmenin haftalık ders saatinin 30’u geçemeyeceği”, “personel kadrosunda ders saat ücretli öğretmen sayısının sınırlanması” gibi maddelerin 2007 tarihli 5580 sayılı Özel öğretim Kurumları Kanunu’yla yürürlükten kaldırıldığını hatırlatan Yavuz, 5580 sayılı kanunda, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin özlük hakları ile ilgili bir hüküm bulunmaması nedeniyle özel okulda çalışan öğretmenlerin 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi tutulduklarını kaydetti.
Yavuz, özel sektör öğretmenlerinin sendikal haklarını kullanmasını sağlayan, mesleğin itibarını koruma imkânı veren müstakil bir sendika kanunu çıkarılması gerektiğini dile getirdi. Eğitimin kalitesinin ve verimliliğinin öğretmenin mutluluğu, işini sevmesi ile aynı doğrultuda geliştiğinin altını çizen Yavuz, “Bu yüzden özel ve kamu sektörü fark etmeksizin tüm öğretmenlerin çalışma şartlarının daha iyi düzeye yükseltilmesi toplumların gelişmesi için önemli bir etkendir” değerlendirmesinde bulundu.
Özel okul öğretmenleri için taban brüt veya net ücret belirlenmelidir

Talat Yavuz, özel okul öğretmenleri için taban brüt veya net ücretin belirlenmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu konuda, diğer sektörlere emsal olur bahanesine sığınılmamalıdır. Zira turist rehberlerine, serbest avukatlara ve mühendislere uygun görülen hak, öğretmenlere de verilmelidir. Öğretmenlerin iş güvencesi hakkını yok eden zorunlu ‘Belirli Süreli İş Sözleşmesi’ düzenlemesi kaldırılarak, yerine ‘Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi’yapılabilmesi için gerekli yasal düzenleme yapılmalıdır. Asgari ücret ile 5580 sayılı kanun ile düzenlenmiş, maaş karşılığı ders saati (20 saat) ve üzerine ek ders ücreti ödenmesi ile oluşan fiili taban ücretin bile çeşitli yöntemlerle uygulanmadığı bir dönemde, yaşanan problemlere köklü çözüm getirecek düzenlemeler bir an önce yapılmalı ve en önemlisi de etkin bir denetim sistemi kurulmalıdır.”