Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 2025 yıl sonu enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından, “Kamuda huzurun tesisi için ücret dengesi şart” diyerek çağrıda bulundu. Kamu görevlileri ve emeklilerin yaşadığı gelir kayıplarına dikkati çeken Ali Yalçın, taban aylığa seyyanen zam, kamu personel sistemi reformu ve 4688 sayılı Kanun’un evrensel ilke ve normlara uygun hale getirilmesi olmak üzere kamu çalışanlarının 3 başlıkta talep ve beklentilerini açıkladı.
Ali Yalçın, 2025 yıl sonu enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında mevcut tabloyu değerlendirdi.
Kamudaki gelir adaletsizliğinin artık teknik bir sorun olmaktan çıktığını belirten Yalçın, “Aynı odayı paylaşan, aynı işi yapanlar arasındaki uçurum büyümüş, sınavla gelmiş, dirsek çürütmüş kamu görevlilerimiz, emeğinin karşılığını bulamaz hâle gelmiştir” dedi.
Memur-Sen’in haklı talepleri görmezden gelinerek verilen hakem kurulu zamlarıyla belirlenen maaş/ücretlerin, emekli ikramiyelerinin, emekli aylıklarının piyasa gerçeklerinin altında kalarak enflasyon karşısında eridiğini ve kamu görevlilerini süregelen bir geçim sıkıntısına mahkûm ettiğini vurgulayan Yalçın, “Kamuda bir diğer büyük problem gelir vergisindeki adaletsizliklerdir. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi sistemi oturtulmadıkça, çalışanın omzundaki dolaylı vergi yükü hafifletilmedikçe vergide adaletin sağlanması mümkün değildir. Tüm bu sorunların çözümü için kamu personel sisteminde reform şarttır.” şeklinde konuştu.
2025 yılının son enflasyon rakamı Aralık ayı enflasyonunun yüzde 0,89 olarak açıklandığını hatırlatan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu rakamla birlikte kamu görevlilerimizin ve emeklilerimizin zam oranı yüzde 18,60 olarak belli oldu.Son iki toplu sözleşme uzlaşmazlıkla sonuçlandı ve Memur-Sen olarak imza atmadık. 2024 ve 2025 yıllarında Hakem Kurulu tarafından kamu görevlilerimize reva görülen artış oranları, altışar aylık dönemlerde en yüksek üç ay dayanabildi. Verilen zam oranının enflasyon karşısında bir ayda eriyip gittiği dönemler oldu. Biz bu senaryoyu gördük, ‘yanlış yapıyorsunuz’ dedik. Aynı şeylerin 2026 ve 2027 yıllarında da olacağını söyledik. Bunu Kamu İşvereni dâhil herkes biliyor. Onun için hatada ısrara ortak olmak istemedik, toplu sözleşmeye imza atmadık. Böyle bir belirsizliğe kamu görevlisinin ve emeklisinin göz göre göre itilmesine Memur-Sen olarak rıza göstermedik. Hatada ısrara gerek var mı? Kamu İşveren Heyeti ve kamu yöneticileri beklentilerimize, tespitlerimize hayal diyordu, ‘Memur-Sen fazla istiyor’ diyorlardı. Ama bugün geldiğimiz noktada Memur-Sen’in tekliflerinin ne kadar isabetli olduğunu yıllık enflasyon oranı, enflasyon farkı göstermektedir.”
“Çalışma barışı tamamen, ücret sistemi temelden bozuldu”
Enflasyon rakamlarının tartışmalı olduğu bir zeminde, rakamların baskılanmasına rağmen gerçeklerin apaçık ortada olduğunun altını çizen Yalçın, bugün en düşük memur maaşının 47 bin 500 TL’den taban aylığa bin TL ve 10 puan dâhil 58 bin 300 TL’ye yükseldiğini belirterek, “58 bin 300 TL maaş alan birisi nasıl evlilik hayali kuracak? Nasıl ev tutacak? Evin içini nasıl dolduracak? 30 yıllık bir hizmetli, emekliliğe ayrıldığında 983 bin TL ikramiye alacak. Bu parayla ev alınır mı? Başını sokacak 1+1 daire değil, kulübe bile alamaz. Kamu görevlileri maaşının yetersizliğini geçti, aynı işi yapanla arasındaki adaletsizliğe tahammülü kalmadı. Sınavla girmiş, dirsek çürütmüş, memur olmuş; aynı işi yapan yanındaki çalışandan az alıyor. Böylesi bir çarpıklığı kimse ‘görmedim ve duymadım’ diyemez. Çalışma barışı tamamen, ücret sistemi temelden bozuldu. Alt gelir grubuna düşen kamu görevlileri artık tekrar hak ettiği seviyeye gelmek istiyor.” değerlendirmesini yaptı.
“Nimet-külfet dengesi en önce vergilerde gözetilmelidir”
Gelir vergisi matrahları konusuna da işaret eden Yalçın, bu konuda kapsamlı çalışmalar yaptıklarını, gündeme getirdiklerini, toplu sözleşme masasına da taşıdıklarını ifade etti. Yalçın, “Burada sorun nedir diye Kamu İşvereni cümle kurmuyor, görmezden geliyor. Asgari ücretin yüzde 20’lik dilime girdiği bir sistem olur mu? Vergi matrahının 1. dilimi 190 bin TL değil en az bunun üç katı olmalı. Nimet-külfet dengesi en önce vergilerde gözetilmeli.” diye konuştu.
“Kamu personel sisteminde reform yapılmalıdır”
Ali Yalçın, Türkiye’nin sırtındaki yüklerden, önündeki engellerden ve dayatılmış zihniyet anlayışından kurtularak bugünlere geldiğini kaydederek şu ifadeleri kullandı:
“Tam da böylesi bir ortamda kamu personel reformu yapılmayacak da ne zaman yapılacak? 2026 yılı, seçimlerin olmadığı bir yıl. Ülkemiz için böylesi bir fırsatıve geniş vakti bulamayabiliriz. Yeni bir yılın ilk sayfasındayız. Yıl sonunda işveren ajandasına baktığında sorunların büyük bir kısmının üzerini çizmiş olmalı. Bu sorunların başında da kamu personel sistemi reformu geliyor. En alttaki memurdan en üsteki yöneticiye kadar herkes için kamu personel sistemi sorunları görünür hâle geldi. Kamuya dair asimetrik bu durum artık hem toplu sözleşme masasını hem de kurumsal ciddiyeti zedeliyor. Tali yollardan, tekil düzenlemelerden ve geçici çözümlerden vazgeçip artık doğasıyla, ruhuyla ve kapsayıcılığıyla dağınıklığın giderildiği, kurumsal adaletsizliğin bittiği ve çalışma barışının sağlandığı kamu personel reformunu hayata geçirmemiz gerekiyor. İşe alınmadan yükselmeye, maaş sisteminden disiplin hükümlerine, kadrolardan sosyal güvenliğe, sosyal haklardan emeklilik sistemine yeni bir zihniyet inşasına ihtiyaç var. Bu konuda devlet tarafından söylemle niyet gösterildi. Şimdi eylemle işi nihayete erdirme vaktidir. Memur-Sen, yapılacak çalışmanın mütemmim cüzüdür. Her zaman olduğu gibi elimizi taşın altına koymaya hazırız. Yeter ki sorunun varlığını kabul eden anlayışla ortak noktada buluşma hassasiyeti gösterilsin. Yöneten akılla üreten akıl bir arada olduğu kulvarda ortaya çıkan sonuç her iki tarafa mutluluk ve başarı getirir. Bunun görülmesi gerekiyor.”
“4688 sayılı kanun evrensel ilkelere uyumlu hâle getirilmeli”
Kamu personel sistemi reformunun tamamlayıcı unsurunun toplu sözleşme masası ve yasası olduğunu belirten Yalçın, şunları söyledi:
“4688 sayılı kanunu değiştireceğimizi 2023 yılında hüküm altına aldırdık fakat o tarihten bu yana iki yıl geçti, doğru dürüst bir adım atılmadı. Kamu işverenisahanın tepkilerini, kamu görevlilerinin teklifini ısrarla duymuyor. Karar alıcılar; bürokratlar, bireysel olarak herkes eksikliğin, haksızlığın farkında fakat adım atmaya gelindiğinde herkes sorumluluk almaktan imtina ediyor. Kamu personel sistemiyle ilgili biz masada dedik ki, ‘Bu işin doğru yeri toplu sözleşme masası.’ Kamu İşveren tarafındakiler diyor ki, ‘Bunu yapmaya burada zaman yetmez.’ ‘Süreyi uzatalım’ diyoruz, ‘Kanunun değişmesi gerekir’ diyorlar. ‘Kanunu değiştirelim’ diyoruz, ses çıkarmıyorlar. Toplu sözleşme sonunda bir şey daha söyledik. ‘Masadan etkilenen kamu görevlisi ve emeklisini tekrar aynı kanunla masaya oturmaya zorlamayın’ dedik. Günün sonunda hakem kurulunabaşvurmadık ama 58 maddemizi de masada bırakmadık. Masanın ayakları, üstündeki yükleri taşımıyor, ya masanın yükü azaltılsın, eşit pazarlık hakkı verilsin ya da masanın ayakları güçlendirilsin; grevli, dayanışma aidatlı, yeterli süreye sahip, toplantı tutanağı olan ve adil hakem kurulu yapısı içeren toplu sözleşme hakkı verilsin. İki yıl hızlı geçer, şimdiden harekete geçilmelidir.Kanun, tek tarafın sorunu değil, bu konuda herkes için sorunlu alanlar var. Dolayısıyla bu durum tüm taraflara sorumluluklar yüklüyor.”
Üç konuda beklentilerimiz
Hükûmetten üç konuda beklentilerinin bulunduğunu vurgulayan Yalçın, şunları kaydetti:
“Birincisi, geçmiş kayıplarımızı ve hakem kurulunun hatasını telafi edecek,emekliliğe de yansıyacak şekilde taban aylığa seyyanen zam yapılması, kamuda çalışma barışının sağlanması ve ücret adaletsizliğinin bitirilmesi. İkincisi, çalışma barışı ve ücret dengesi için kamu personel sisteminde reform yapılması.2026 yılı bu çalışmanın yapılıp kamu personel sistemindeki çarpıklıkların giderilmesi için en doğru yıl. Üçüncüsü, 4688 sayılı kanunun süre, yetki, taraf, tutanak sistemi ve hakem kurulu yönüyle eksikliklerinin giderilmesi, evrensel ilke ve normlara uygun hâle getirilmesidir. Kamu işvereni ve hükûmetajandasının en başına bu üç başlığı not etmeli. Yıl sonuna kadar bu çalışmaları tamamlamalıdır. Ekonomik maliyeti göğüslemek, sosyal maliyeti üstlenmekten daha ucuzdur.”
“30 bin üyemizle toplu sözleşme sürecindeki en büyük eylemi yaptık”
Ali Yalçın, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bir soru üzerine toplu sözleşme sürecinde 30 bine yakın üye ile birlikte Ankara’da yaptıkları eylemi hatırlatan Yalçın, “Memur-Sen, her süreçte eylemlilik sürecini ortaya koyan bir konfederasyondur. Eylemsizlik diye bir şey söz konusu değil.” dedi.
Basın toplantısı ile konunun çerçevesini etraflıca çizdiklerini, kamu personel sistemine ilişkin reform, bu bağlamda 4688 sayılı Kanun’daki değişim ihtiyacını ve seyyanen zam beklentisini ifade ettiklerini dile getiren Yalçın, “Ama eylem, kesinlikle gündemimizdedir, bunu herkes bilsin.” dedi.
Seyyanen zam taleplerinin öncelikle emeklilerden başlanacak şekilde yapılması gerektiğini ifade eden Yalçın, 3600 ek göstergenin hayata geçirilmesi için de yoğun çalıştıklarını ifade etti.