Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, “Aile ve Nüfus On Yılı” kapsamında bu yıl ilk kez kutlanacak olan “Milli Aile Haftası” dolayısıyla yaptığı açıklamada, çalışma hayatının aile yapısını destekleyen bir anlayışla yeniden yapılandırılmasının önemine dikkati çekerek, iş-aile dengesini güçlendirecek esnek, uzaktan ve hibrit yeni nesil çalışma modellerinin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Sıdıka Aydın, yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle ilan edilen ve 2026-2035 yıllarını kapsayan “Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonu kapsamında, her yıl mayıs ayının son haftasının “Milli Aile Haftası” olarak kutlanacak olmasının milletin geleceği açısından son derece kıymetli, stratejik ve tarihi bir adımolduğunu vurguladı.
Kurban Bayramı dolayısıyla bu yıl 25-31 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek Milli Aile Haftası’nın, aile kurumunun güçlendirilmesi, toplumsal dayanışmanın tahkim edilmesi ve gelecek nesillerin daha sağlam bir zeminde yetişmesi adına güçlü bir toplumsal bilinç çağrısı niteliği taşıdığını belirtenAydın, şöyle devam etti:
“Aile, bireyleri aynı çatı altında buluşturan sosyal bir yapıolmanın ötesinde, milletimizin inancını, kültürünü, ahlakını ve medeniyet birikimini kuşaktan kuşağa aktaran en güçlü köprüdür. Toplumsal hafızanın korunması, milli ve manevi değerlerin yaşatılması, aidiyet duygusunun güçlenmesi ve sağlıklı nesillerin yetişmesi, aile kurumu sayesinde mümkün olmaktadır. Bu yönüyle aile, bugünün huzurunu temin eden, yarının güçlü Türkiye’sini inşa edecek medeniyet anlayışını besleyen en temel yapı taşıdır.
Güçlü aile yapısı güçlü toplumun, güçlü toplum ise güçlü devletin zeminini oluşturmaktadır. Aile bağlarının kuvvetli olduğu toplumlarda dayanışma kültürü gelişmekte, sosyal huzur güçlenmekte ve toplumsal birlik daha sağlam hale gelmektedir. Bu nedenle aileyi korumak, toplumsal istikrarı, kültürel sürekliliği ve milletimizin geleceğini korumak anlamına gelmektedir.”
Demografik yapı, kırılgan değişim sürecinden geçiyor
Aydın, bugün dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de demografik yapının önemli ve kırılgan değişimlerden geçtiğine dikkati çekti.
TÜİK tarafından açıklanan son verilere göre doğurganlık oranının 1,42’ye düştüğünü, genç nüfus oranlarının ise her geçen yıl gerilediğini belirten Sıdıka Aydın, bu tablonun üretimden sosyal güvenlik sistemine, kalkınmadan kültürel devamlılığa kadar birçok alanı doğrudan etkilediğini ifade etti.
Aydın, bu nedenle aileyi güçlendiren politikaların aynı zamanda Türkiye’nin demografik güvenliğini koruyan stratejik politikalar olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Genç nüfus artış oranındaki düşüş, doğurganlık hızındaki azalma, evlilik yaşının yükselmesi ve aile kurma süreçlerinin duygusal, sosyal ve ekonomik sebeplerle ertelenmesi; üzerinde hassasiyetle durulması gereken hayati meselelerdir.” değerlendirmesinde bulunan Aydın, bu tablonun ekonomik sürdürülebilirlikten sosyal güvenlik sistemine, üretim gücünden kültürel devamlılığa kadar birçok alanı doğrudan etkilediğini vurguladı.
Yeni bir dönemece girdiğimizin farkında olmak zorundayız
Küresel dönüşüm süreçlerinin ile dijital dünyanın, aile yapısını ve toplumsal ilişkileri yeniden şekillendiren önemli unsurlarolduğuna işaret eden Aydın, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Dijital dünyanın sunduğu imkanların aile içi iletişimi güçlendirecek, gençlerimizi sosyal ve kültürel açıdan destekleyecek şekilde doğru yönlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Aileyi korumaya yönelik politikalar geliştirilirken dijital çağın etkilerini doğru analiz eden, aile içi iletişimi güçlendiren ve gençleri sosyal, kültürel ve manevi açıdan destekleyen bütüncül bir yaklaşım çok büyük önem taşımaktadır. Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ortaya konulan ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ vizyonu ve genç nüfusun korunmasına yönelik güçlü irade son derece kıymetlidir. Uzun yıllardır farklı platformlarda dile getirilen bu meseleye bugün devletimizin en üst düzeyde ve güçlü bir kararlılıkla sahip çıkması, geleceğimiz adına umut verici bir gelişmedir.
Bu mesele, milletimizin geleceği, üretim gücü ve medeniyet yürüyüşüyle doğrudan bağlantılı bir konudur. Tam da bu sebeple önemli bir merhaledeyiz. Türkiye’nin demografik geleceğini koruma, aile kurumunu güçlendirme ve toplumsal yapıyı daha sağlam bir zeminde geleceğe taşıma adına yeni bir dönemece girdiğimizin farkında olmak zorundayız. Bu sürecin ekonomik, sosyal ve idari boyutlarının yanında güçlü bir medeniyet perspektifiyle ele alınması gerektiğine inanıyoruz.Çünkü aileyi güçlendirmek, aynı zamanda değer üreten, aidiyet duygusu yüksek ve geleceğe güvenle bakan nesiller yetiştirmektir.”
Türkiye Yüzyılı, Ailenin Yüzyılı olsun
Kadın Komisyonu Başkanımız Sıdıka Aydın, “Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonunun son derece kıymetli ve umut vericiolduğunu vurguladı.
Ailenin toplumun geleceğini şekillendiren ve her dönemde canlı tutulması gereken hem kadim hem de oldukça dinamik bir olgu olduğunu ifade eden Aydın, “Bu nedenle Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda ‘Ailenin Yüzyılı’ olması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü güçlü devletin yolu güçlü aileden, güçlü ailenin yolu ise aileyi merkeze alan kararlı, sürdürülebilir ve kapsayıcı sosyal politikalardan geçmektedir.” ifadesini kullandı.
Aile merkezli pek çok çalışmayı hayata geçirdik
Sıdıka Aydın, Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen olarak bugüne kadar sendikal hak mücadelesinin yanında milletinmeselelerinde sorumluluk alan, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve ülkenin geleceğine katkı sunmayı görev bilen güçlü bir toplumsal hareket anlayışıyla çalıştıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Devletimiz, milletimiz ve ümmet bilinci gerektiren her süreçte nasıl sorumluluk aldıysak, bugün de aile kurumunun güçlendirilmesi konusunda aynı kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. Bu anlayış doğrultusunda yıllardır aile merkezli pek çok çalışmayı hayata geçirdik. Küresel sistemin aile yapısını dönüştüren, bireyselleşmeyi teşvik eden ve toplumsal bağları zayıflatan etkilerini derinlemesine irdeledik. İnsan onuruna yaraşır çalışma koşullarının ve iş barışının, aile hayatının temel dinamiklerini ve iş-aile sosyal yaşam dengesini korunmak suretiyle ancak tesis edilebileceğini öngörerek ‘Aile Kongresi’ çalışmalarını gerçekleştirdik. Dijital dünyanın aile içi iletişim üzerindeki etkilerine, gençler arasında yalnızlaşma ve bağımlılık risklerine dikkat çekmek amacıyla ‘Aile ve Medya Sempozyumu’ düzenledik. Doğum izinlerinin uzatılması ve aile dostu çalışma hayatının güçlendirilmesine yönelik imza kampanyaları ve saha araştırmaları yürüttük. ‘Annenin işçisi, memuru olmaz’ anlayışıyla hazırladığımız raporlarda da odağımıza her zaman aileyi, çocuğu ve toplumsal huzuru yerleştirdik. Çünkü bizler için aile konusu, uzun vadeli toplumsal istikrarın ve güçlü geleceğin olmazsa olmazıdır.”
Aileleri destekleyen sosyal yardım modelleri güçlendirilmeli
Kadın Komisyonu Başkanımız Aydın, “Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonunun güçlü, kalıcı ve toplumun bütün kesimlerine sirayet eden sonuçlar ortaya koyabilmesi adına, aileyi merkeze alan politikaların yalnızca belirli alanlarla sınırlı kalmaması; eğitimden çalışma hayatına sosyal politikalardan şehir planlamasına kadar hayatın her alanında bütüncül bir anlayışla ele alınmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
Bu minvalde özellikle gençlerimizin evlilik süreçlerini kolaylaştıracak ekonomik ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, ilk ev ve çocuk destek ödemelerinin artırılması, genç çiftlere yönelik barınma ve kira desteklerinin yaygınlaştırılması, aile dostu vergi uygulamalarının geliştirilmesi ve çocuk sahibi aileleri destekleyen sosyal yardım modellerinin güçlendirilmesinin gençlerimizin aileye olan güvenini ve aidiyet duygusunu güçlendirecek, son derece kıymetli adımlar olduğunu belirten Aydın, aile kurumunun güçlenmesinin, gençlerimizin geleceğe daha güvenle bakabilmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti.
Yeni nesil çalışma modelleri, aile yapısının korunmasına önemli katkılar sağlar
Sıdıka Aydın, bununla birlikte çalışma hayatının aile yapısını koruyan ve destekleyen bir anlayışla yeniden şekillendirilmesinin de büyük önem taşıdığını belirterek, şunları kaydetti:
“Çalışma hayatı ile aile yaşamı arasında güçlü bir uyumunsağlanması hem toplumsal huzurun güçlenmesine hem de sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sunacaktır. Kadının emeğini görünür kılan, üretime katılımını destekleyen ve aynı zamanda aile bütünlüğünü güçlendiren çalışma modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyoruz. Yeni nesil çalışma modelleri ile esnek, uzaktan ve hibrit çalışma imkanlarının geliştirilmesi, kreş hizmetlerinin yaygınlaştırılması, evlilik, doğum ve aile yardımlarının günün ekonomik koşulları doğrultusunda güçlendirilmesi, ebeveyn izinlerinin daha kapsayıcı hale getirilmesi, aile danışmanlığı ve rehberlik hizmetlerinin erişilebilirliğinin artırılması aile yapısının korunmasına önemli katkılar sağlayacaktır.
Aynı zamanda dijital platform ve mecralarda aileyi, çocukları ve gençleri koruyucu sosyal farkındalık çalışmalarının artırılması, dezenformasyonla mücadele edilmesi, sosyal medya kullanımına ilişkin yaş sınırlamasının getirilmesi ve zararlı içeriklerin filtrelenmesi, medya içeriklerinde aile dostu yaklaşımların teşvik edilmesi ve tüm kamu politikalarında ‘aile etki analizi’ yaklaşımının esas alınması da Türkiye’nin demografik ve toplumsal geleceği açısından stratejik bir kazanım olacaktır.”
Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Kadın Komisyonu olarak Türkiye Yüzyılı’nın en güçlü hedeflerinden birinin “Ailenin Yüzyılı” olması gerektiğine inandıklarını belirten Sıdıka Aydın, “Kadının emeğinin değer gördüğü, çocukların güven içerisinde büyüdüğü, gençlerin umutla geleceğe baktığı ve aile kurumunun daha da güçlendiği bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Milli Aile Haftası’nın toplumsal farkındalığımızı artırmasını diliyor, aileyi merkeze alan bu güçlü vizyonun ülkemiz ve milletimiz adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”