Emperyalistlere karşı direnme iradesi ve kararlılığını gösteren milletimize, milletin tarihine, değerine, azmine güvenmenin özlü öğretisini içeren İstiklal Marşı’nın TBMM tarafından kabulünün 105. yılını iftiharla idrak ediyoruz. İstiklal Marşı, hem milletimizin varoluş destanı hem de evrensel ve İslam coğrafyası için kutlu bir mücadelenin yükselişi, bir istiklal ve istikbal manifestosudur.
TBMM açılalı daha bir yıl bile olmamıştır. Millî mücadele olanca sıcaklığıyla devam etmektedir. Polatlı’ya yapılan top atışlarının gümbürtüsü yeni başkentten duyulmaktadır. İşte çatışmanın bu en sıcak, kimilerine göre en umutsuz yerinde, bu asil, bu tarihe kök salmış millet adına bir kararlılığı telkin eden cesur bir haykırış yükselir: ‘Korkma!’
Yüreği vatan ve istiklal aşkıyla muzdarip olduğundan bir türlü uyku tutmayan gecelerinin birinde Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nın bu seslenişle başlayan ilk dizelerini Taceddin Dergâhı’nın duvarına, duvara değil de sanki aziz milletimize yeni bir kurtuluş ve yeni bir kuruluş müjdeleyen şafaklara yazmıştır. Taceddin Dergâhı’ndan cephelere sonra bütün bir vatan sathına ve ardından gelecek kuşaklara da canlılık katarak tarihe doğru akmaktadır.
‘Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.’
İstiklal Marşı, beğendiğimiz ve törenlerde okuduğumuz bir şiir değildir sadece. Onu aramızda bir uzaklık, bir mesafe olmadığı, olmaması gerektiği için, dışımızda bir metin gibi değerlendirmek doğru olmaz. İstiklal Marşı bizimdir; özümüz, öz değerimiz, öznelimizdir. Ruhumuzun, benliğimizin sesidir; iç sesimiz, iç yankımızdır. Ondaki ses, söyleyiş, heyecan, ruh hâli, oradaki iman, aşk, vecd, benliğimizin özünü, derinliğini ifade eder. İstiklal Marşı,bizim kök metinlerimizden biridir. Biz onunla varlığımızı besler, diri tutar, kendimizi okur, kendimizi anlar, fark eder, keşfederiz. İstiklal Marşı, bir ‘millî mutabakat metni’, manevi sınırlarımızı çizen bir misak-ı millîdir.
İstiklal Marşı’nın bu kadar yoğun içselleştirilmesi, milletimizin din, iman, Allah, ezan, hak, hakka tapmak, cennet vatan, bayrak, hürriyet gibi maneviyat ve varlık temellerine isnat etmesi sebebiyledir. Bu marş, muhteşem bir şiir estetiği yanında gerçekten milletimizin adeta bir manifestosudur. Rahmetli D. Mehmet Doğan’ın dediği gibi ‘bin yılın destanı’dır.
Mehmet Akif Ersoy da bu anlamda gerçekten bizi var ve anlamlı kılan temel değerlerimizi coşkun, samimi, ateşli duygularla içselleştirmiş öncü bir sembol şahsiyettir. Bu marşı ancak Mehmet Akif yazabilirdi. Çünkü O, milletin duygu dünyasıyla kusursuz bütünleşen ifade kudreti ile muhteşem şair ve büyük mütefekkir olması yanında ahlaki olgunluk bakımından da müstesna bir insandır.
Batılı hayat tarzının resmî programla halka dayatıldığı dönemlerde başlayan yeni bir millî marş arayışının her 10 yılda bir tekrar eden darbeler döneminde yoğunlaşması manidardır. Darbeci ihanet şebekelerinin bu tuhaf arayışları, art niyetlerini ve kirli amaçlarını açığa vurması bakımından da herkes için ibret vericidir.
İstiklal Marşı’ndaki ruh, söylem ve coşkunun, dün kıyameti andıran o vatan ve namus savunması sürecinde, ölümüne gayret göstermiş milletimizin umut ve cesaretini artırdığı, imanını kuvvetlendirdiği gibi bugün de aynı duyguları en yüksek seviyede millî çaba ve heyecanlarla kaynaştırdığına inanıyoruz.
Eğitim-Bir-Sen olarak, milletimizin ortak iradesini yansıtan, bağımsızlığımızın nişanesi ve her mısrasında istiklal mücadelemizin nakşedildiği İstiklal Marşı’nın kabul edilişinin 105. yılında vatan şairi Mehmet Akif Ersoy’u ve millî mücadele kahramanlarımızı rahmetle yâd ediyoruz.